• Tango Sadece Hareketler Değildir

Blog

Tango Öğrenirken Neden Acı Çekiyoruz

Tango öğrenmeyi ciddiye alan herkes, öğrenme süreci boyunca psikolojik sıkıntı çekmiştir. Şu cümleyi bile rahatlıkla kurabilirim: tango öğrenirken sıkıntılı bir süreçten geçmediyseniz muhtemelen aslında henüz hiçbir şey öğrenmediniz. Birçok öğrenciden şuna benzer cümleler duyuyorum “dersleri alıyorum fakat milongalara gidemiyorum, yaptığım her şey yanlış gibi geliyor, kendime güvenmiyorum”. Peki bize bu kadar acı çektiren nedir?

 

Yeni bir şey öğrenirken dört aşamadan geçeriz: bilinçsiz yetersizlik, bilinçli yetersizlik, bilinçli yeterlilik ve son olarak bilinçsiz yeterlilik. Bu aşamaları ben uydurmadım, bu tanımlar birçok alanda ve yöntemde kullanılmaktadır. Örnek olarak pivot tekniğini ele alalım. Belki de pivot tekniğinizin yeterince iyi olmadığının farkına varmadan dans hayatınıza devam ediyorsunuz, bu tekniği kendinizce uygulayarak bir alışkanlık haline getirmiş olabilirsiniz. Belki dans ederken dengenizi kaybediyorsunuz ya da başka nedenlerden rahatsız hissediyorsunuz fakat bunun pivotla ilişkili olduğunu düşünemiyorsunuz. Bilinçsiz ve yetersizsiniz.

Daha sonra eğitmeniniz pivotlarınızı geliştirmeniz konusunda size katkıda bulunuyor ve tekniğinizi nasıl geliştireceğinizi tarif ediyor. Artık siz de dikkatinizi buna veriyorsunuz ve neyin yolunda gitmediğinin farkındasınız. Bilinçli fakat yetersizsiniz.

Bir sonraki aşamada konsantre olduğunuzda ya da iyi bir yönlendirmeyle tekniği olması gerektiği gibi uygulayabiliyorsunuz. Bu bazen mükemmel işliyor bazen de işlemiyor. Pivot tekniğiniz gelişiyor, ancak sadece konsantre olduğunuzda tekniği mükemmel uygulayabiliyorsunuz. Bu “bilinçli yeterlilik” evresidir. Otomatik pilotta yanlış uyguladığınız tekniği yıkıp yeni bir alışkanlık geliştirmek için konsantrasyona ihtiyacınız var.

 

Vücudunuz yeni yönteme alıştıktan sonra, tekniği uygularken mental ya da fiziksel bir efor harcamaya gereksinim duymuyorsunuz çünkü bunu alışkanlık haline getirdiniz. Artık bilinçsiz yeterlisiniz. Dansçıların, müzisyenlerin, oyuncuların, atletlerin ve diğer birçok sanat ve spor dalında çalışan insanların geçtiği süreç budur.

“Eforsuz dans” hayatınızda tecrübe edebileceğiniz en iyi hislerden biridir. Fakat bir eğitmen olarak, öğrencilerin çalışıp kendilerini geliştirmek yerine zorlandıklarında süreci tamamen durdurduklarını görüyorum. Peki neden sonunda bu kadar güzel bir ödül varken herkes çalışıp buna ulaşmayı denemiyor?

 

Bunun ikinci ve üçüncü aşamalarla ilgisi var.

Bir hareketi alışkanlık haline getirdiğinizde yaparken rahat hissettiğinizi göreceksiniz. Hareketin kendisi yanlış olsa bile yarattığı etki böyledir. Hareketi yaparken harcamanız gereken efora alışırsınız ve bunu düşünmezsiniz. Böylece düşünmeden vücudunuzun kolayca yaptığı ve alışkanlık haline getirdiği harekete kendinizi bırakmayı tercih edersiniz. Konforu aramak, vücudumuzun en büyük itici güçlerinden biridir. Bu noktada beyninizin en büyük kandırmacası, pivotları kötü teknikle yapmanıza rağmen kraliçe gibi hissedebilmenizdir. Fakat bir ders alıyorsunuz, neyi yanlış yaptığınızı ve doğru yöntemini öğreniyorsunuz. Sonra bir milongaya gidip dans etmeye başlıyorsunuz. Vücudunuz otomatik pilotta, kendi alışkanlıklarıyla ve rahat hissettiği şekilde dans etmeye başlıyor. Ama siz yanlış bir şeyler olduğunu biliyor ve kötü hissediyorsunuz. Evet, berbat bir his. Yeni ve doğru teknik, henüz vücudunuz için bir alışkanlık haline gelmemiş. Oturmuş bir alışkanlığı değiştirmek, uzun süreli bir ilişkiyi bitirmek gibidir: artık size iyi gelmediğini bilirsiniz ancak yine de berbat hissedersiniz.

Öncelikle bedeniniz yüzünden acı çekersiniz. Artık mantığınıza güvenerek bedeninizin alışmış olduğu bir tekniğin yanlış olduğunu keşfettiniz ve bunu düzeltmeye çalışıyorsunuz, içsel bir çelişki içindesiniz. İkinci nokta ise egonuz. “Artık işe yaramıyor” durumuyla uğraşmak egonuz için zordur, özellikle etrafınızda bir sürü insan varken ve siz onlardan birinin kollarındayken. Bu şartlarda utanç ve öfke arasında gidip gelen bir duygu seli yaşayabilirsiniz. Kırılmış bir enstrüman, paramparça olmuş oyuncak bir bebek gibi hissedebilirsiniz.

 

Bu duyguyla nasıl mücadele edeceğiniz bir sonraki hamlenizi etkiler.

Eğer “problem” üzerine düşünmekte ve korku, telaş haline kapılıp kalırsanız, bilinçsiz yeterlilik evresine ulaşmanız oldukça zor olacaktır. Eğer kendinizi “pivotları yanlış yapan kadın” olarak tanımlar ve çözüm üretirseniz artık siz “pivotları yanlış yapmayan kadın” olacaksınız. Sadece problemli olduğunuzu düşünüp kötü hissetmeye ne kadar odaklanırsanız, değişiminiz o kadar yavaş olacaktır. Öte yandan bu duyguyu kabul edip benimseyerek pozitif bir eyleme dönüştürmek sizin değişim sürecinizi başlatacaktır. Bu bakış açısıyla çözüm geliştirmek de kolaylaşacaktır. Ancak bu süreçte kendinizi cezalandırmayın. Vücudunuzu eğitmek için önce aklınızı eğitin. “Bak işte yine yanlış yaptım” yerine “Çok ilginç, yine eskisi gibi yaptım, öyleyse yeni bir yöntem denemeliyim” demeyi tercih edin.

Hüsran duygusunu hissetmenizin doğru yolda olduğunuzun göstergesi olduğunu unutmayın. Eğer bilinçli olarak teknikleri nasıl uyguladığınızı gözlemlerseniz, sadece gözlemle bile iyi yönde değişmeye başladığınızı görebilirsiniz. Nasıl ve neden işe yaradığını bilmiyorum fakat işe yaradığına eminim. İnsan bilincinin gücü! Bilinçli yeterlilik evresi, hareketleri uygularken sürekli olarak konsantre olmanızı ve yaptığınızı gözlemlemenizi gerektirir. Her seferinde mental ve fiziksel bir efor harcamanızı, kendinizi adamanızı ve tahammül etmenizi gerektirir. Tangoda işlerin zorlaştığı evre budur. Biliyorsunuz burada dışarı çıkmaktan, eğlenmekten, sosyalleşmekten, şıkır şıkır giyinmekten, yeni insanlarla tanışmaktan, flört ekmekten ve sürekli göz önünde olmaktan bahsediyoruz, tek başınıza odanızda keman çalma pratiği yapmaktan değil! Burası işlerin ilginçleştiği ve insanların bıraktığı yer işte…

Eğer bedeninizde yeni bir şey yapmayı öğrenmek için gereken zamanı harcayıp pratik yapmazsanız, beyninizin doğal öğrenme yollarıyla çelişki içindesiniz demektir. Derste tamamen konsantre olarak mükemmel uyguladığınız bir tekniği milongada kendinizi bıraktığınızda eski yanlış alışkanlığınız şeklinde uyguladığınızı görebilirsiniz. Çünkü beyniniz böyle çalışır, alışık olduğunuz, rahat yolu seçer. Mesela balerinler bu yüzden her gösteri öncesinde derse giderler, böylece eğitmenleri teknikleri doğru uygulayıp uygulamadığını gözlemleyip düzeltmeler yaparlar. Tangoda birçok dansçı neyin kötü olduğunu gözlemler fakat iyi yapabildikleri evreye gelemezler. Ya hareketi bilinçsizce yanlış uygulamaya devam ederler ya da yanlış yaptıklarını bilerek hüsran duygusuyla mücadele ederler ve öğrenmeyi reddederler çünkü bunu yapmak zor gelir. Hayatınız boyunca tek bir doğru pivot yapmadan da tangodan keyif alabilirsiniz, sadece bunu paylaşacak partnerlere ihtiyacınız var. Herkese “bu benim pivot yapma şeklim” diyerek kestirip atabilirsiniz. Şaşırtıcı ama ilerlemek için uğraşmayı çok az insan tercih ediyor.

Öğrenirken acı mı çekiyorsunuz? Aslında çekmek zorunda değiliz. Küçük çocuklar acı çekmeden ya da kendilerini cezalandırmadan, sadece meraklı ve açık olmayı sürdürerek kolayca yeni şeyler öğrenebiliyor. Tıpkı yaşarken acı çekmek zorunda olmadığımız gibi, öğrenirken de acı çekmek zorunda değiliz. Yine de bunu hepimiz yapıyoruz. “Acı çekmek” değişim için harika bir katalizör olabilir. Eğer bu şekilde kullanırsanız, acınız bilinçsiz yeterlilik evrenize ulaşmak için bir araç haline gelir. Bu son evrede muazzam keyif alırken, bunun için büyük bir bedel ödediğinizin doyumunu yaşarsınız.

 Çeviri: Azra LAİÇ

Kaynak://www.verotango.com/

Share the joy
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

Comments are closed.