• Tango Sadece Hareketler Değildir

Blog

Ugo Poletti: Gücü elimde tutmayı, kadınları mutlu edebilmek için istedim

Tango müptelası bir İtalyan olan Ugo Poletti, tango, müzik ve insan ilişkileri hakkındaki görüşlerini paylaşıyor.Tangonun neden insanda adeta narkotik bir etki yaptığını düşündüğünü ve bağımlılık halinin neye benzediğini merak ediyorsanız, okumaya devam edin– Neden tango? Tangoyla ilgilenmeye nasıl başladın?Küba salsası ve Viyana valsi gibi eşli danslara her zaman için ilgi duydum. Tango garip bir şeydi, zira başlarda tangoyu hiç sevmiyordum. Müzik hoşuma gitmiyordu ve dansın dinamiklerini de anlamıyordum çünkü dışardan bakıldığında anlaşılması çok güç bir şey gibi duruyordu. Böyle olunca, tangodan uzak durmaya karar verdim. Ta ki bir gün dansçı bir sevgilim olana kadar. Gerçi ilişkimiz tuhaf bir biçimde bitti ve bu beni oldukça yıprattı. Ama o zamana gelene kadar tango dünyasının içine çoktan girmiştin. Henüz dans etmiyordum ama camianın içindeydim artık. Kaybettiğim partnerimi bulurum; o da vaktiyle neyi yitirmiş olduğunu anlar ümidiyle ders almaya karar verdim. Bu, benim için bir çeşit sembolik öç alma olacaktı. Çocukluğumdan bu yana filmlerde Fred Astaire gibi ünlü dansçıları seyretmekten keyif alır ve bu büyülü oyunun bir parçası olmayı isterdim. Dansçıların zerafeti ama en çok da dans ederken erkeklerin kadınların yüzünde yarattığı gülümseme etkiliyordu beni. Gerçekten de, kadınlar bu muhteşem adamlarla dans ederken çok mutlu görünüyorlardı. Bu bana bir çeşit güç gibi göründü. Onu elde etmeyi kafama koydum. Kadınları mutlu edebilmek için bu güce sahip olmak istiyordum. Aptalca görünebilir ama dans etmeye başlama motivasyonum buydu.– Sence tangoyu diğer danslardan farklı kılan ne? Ve tangonun en büyüleyici bulduğun tarafı ne?Beni harekete geçiren ilk şey, tangonun izlemesi çok keyifli olan estetik yanıydı. Zamanla benim için ilginç olan bir başka şey keşfettim: tango diğer danslardan tamamen farklı. Diğerlerinden daha zor zira ruhen de kendinizi vermeniz, konsantre olmanız ve beden dilini kullanabiliyor olmanız gerekiyor. Öğrenmeye başladığımda karşıma çıkan ilk güçlük şu oldu: erkeğin doğal bir liderlik sergilemesi gerekiyordu. Erkeğin bir çeşit liderlik ettiği böylesi bir ilişkiyi, modern hayatta artık yaşamadığımız için bu, bana yabancı bir şeydi. Mesele sadece adım tekniğini ve partnere nasıl sarılınacağını kavramak değil, partnerinizle iletişim kurabilmek; bahsettiğim liderliği ona aktarabilmekti. Bunu kaba bir şekilde, direktif verir gibi yapmaktan söz etmiyorum; öncelikle karşı tarafa derdini anlatabilmekten bahsediyorum. Bunun üzerine yoğunlaşmak, oyunu bir hayli ilginç kıldı benim için. Kendi kendime şöyle dedim: “Tamam, önünde kolay ulaşılacak bir hedef yok. Hatta beklediğinden daha zor olacak. Sonuç almak, ancak uzun bir zaman sonunda mümkün olacak. Ama bu benim için ilginç de bir süreç olacak; bu süreçte kendimle ilgili bir şeyleri keşfediyor olacağım; bu zamana kadar farkında olmadığım bir şeyleri.”İkinci nokta şuydu: bu süreç aynı zamanda, kurulan iletişim sayesinde karşınızdaki kadını dinlemekle ilgiliydi. Bu da oldukça farklı bir deneyimdi zira, diğer danslarda vücut kontağı tangodaki kadar fazla değildi. Kapalı dansta, güçlü bir temas hissi ve kontak vardı. Yavaş yavaş farkına vardığınız farklı bir duygu. Bunu kotarmak, ilk zamanlarda hiç kolay değildi ama yine de heyecan verici bir deneyimdi. İşin en ilginç tarafı, karşınızdaki insanı, tek kelime konuşmadan anlıyor olmaktı. Arkadaşlarım adımları öğrenmenin çok zor olup olmadığını sorduklarında, tangonun adımlarla ya da bir takım hareketleri yinelemekle ilgisi olmadığını, bunun karşıdaki insanla iletişim kurmakla ilgili bir şey olduğunu söylüyordum. Şunu söyleyebilirim ki, tango öğrenmeye başladıktan sonra hayatım değişti; davranış şeklim ve ilişkilerimdeki tavrım değişti.– Tango, kişisel yaşantını tam olarak nasıl değiştirdi?Hayatım iki boyutuyla değişti. Bir defa kişiliğimi etkiledi; artık eskisi kadar utangaç bir insan değilim. Genel olarak insan ilişkilerinde değil ama kadınlarla kurduğum ilişkilerde utangaç biriydim. Onların ilgisini çekecek doğru hamlenin, doğru kelimelerin ne olacağı konusunda her zaman tereddütlerim olurdu. Ben bir İtalyanım, yani bu kadınlarla iletişim mevzuu benim için hayli önemli! Tango yapmaya başladıktan sonra, rahatladım; doğal hareket edebilir hale geldim. Tangodaki sarılma ve kullanılan beden dili sayesinde, anlaşılmanın çok da zor bir şey olmadığını fark ettim. Dans etmediğim zamanlarda da insanlarla daha yumuşak, doğrudan ve doğal bir yoldan ilişki kurabiliyorum artık. Gündelik yaşantımızda, beden teması, endişe utangaçlık yaratan bir şeydir. Oysa tangoyla birlikte, bunun doğal bir şey olduğunu fark ettim. Aynı zamanda kadınlara bakış açım da değişti. Bazen dış görünüşe fazlaca takılırız. Yaygın olarak, karşı cinsle yakınlaşmak istiyorsak, ilgimizi genellikle bazı detaylarda yoğunlaştırırız- bu, yüz olabilir, bacaklar, vücudun kendisi filan olabilir. Tangoyla birlikte fark ettim ki, görünenin ötesinde bazı özellikler de oldukça ilginç olabiliyor: karşınızdaki kadının hareketleri, jestleri..Başlangıç seviyesindeyken, dansa, tanıdığınız insanları, sınıfınızdan birilerini ya da güzel kadınları kaldırıyorsunuz. Fakat zamanla seviyeniz ilerledikçe, tercihinizi fiziki çekicilikten yana değil, kadının hareketlerindeki uyumdan yana kullanıyorsunuz. Kadınlar hakkında artık daha bütüncül bir perspektife sahibim.Benim için tangoyla ilgili iki problem var. Birincisi, tango uyuşturucu gibi bir şey. Bir tango maratonu ya da festivalin ardından, birkaç gün dinlenmem gerekiyor! Öte yandan bir hafta dans etmezseniz, dozundan mahrum kalmış bir müptela gibi hissediyorsunuz; bu da ciddi bir problem! İkinci konu, karşıdakine dokunarak duygusal bir paylaşımda bulunmak, müziği hissetmek ve hissettiğin şeye göre dans etmek konusundaki kalıp yargılarımız.– Tangoda favorilerin ne?Pugliese’yi seviyorum; müziğini enteresan buluyorum. Nedenini bilmiyorum ama duştayken filan mırıldanmayı sevdiğim özel bir parça var: Di Sarli’ni “Don Juan”ı! Bu parçada dans etmek bana her seferinde olağanüstü keyif veriyor.Röportaj: Maria Petrova Çeviri: Zeynep Atamer Metin Gancho Magazine’de yayımlanan İngilizce orijinalinin kısaltılmış versiyonudur. Orijinal metne linkten ulaşabilirsiniz:

Ugo Poletti: I wanted to have the power to bring happiness to women
Share the joy
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

Comments are closed.